MARATON KOŞAN GENÇLİK

Dünyaya gözlerimi açtığımda birçok şeyden bi haberdim. Minik minik adımlar atarak yürümeye, fiziksel anlamda büyümeye ve gelişmeye başladım. Büyüdükçe beni bekleyen yaşamın zorluklarının neler olduğunu, işleyişin, eğitimin bana neler sunacağı hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Eğitim maceram yüzünü ilkokul ve ortaokulda gösterdi. Ardından lise ve üniversite derken büyüdüm genç nesil arasında yer almaya başladım. Büyüdüm ama nasıl büyüdüm. Hayatım hep bir sınavdan çıkıp başka sınavlara hazırlanmak ve akranlarım ile maraton koşusundaymış gibi birinci gelmek için hazırlanmak oldu.

İlkokulda iken okumayı yazmayı öğren ve öğretmeninin vereceği kurdeleyi, aferin yazısını sen al. Daha iyi bir liseye gitmek için önünde yer alan sınava çok iyi çalış. Liseden sonra geleceğini şekillendirmek adına iyi bir meslek ve iyi bir üniversiteyi kazanmak için çalış. Gündüzleri erken kalk, akşamları geç yat geceni gündüzüne kat, kaynak kitapları yala yut. Kazanman gereken üniversiteyi, meslekleri de sen değil ailen ya da çevren belirleyecek ki hayatın daha iyi olabilsin değil mi? Ve büyük gün geldi çattı. Sınava girecekken kulağına dolan sözler ‘sakin ol, heyecan, stres yapma, soruları iyi oku yapamadığını geç sonra geri dönersin,’ ardından gelen okunmuş pirinçler, şekerler ile sınava gir. Sınava girdiğin esnada zihninde, babanın bir sene boyunca ne şartlar altında seni okuttuğunu dile getiren konuşma aklına gelsin, annenin elalemin oğlu şunu kazanmış bunu kazanmış sen kazanamazsan olmaz, kardeşlerin seni örnek alıyor sen çalışmazsan onlarda çalışmaz dediği konuşma aklından geçer durur. Sonra ne mi olur? Stres, mide bulantısı, okuduğunu anlayamama durumu ve ardından sonuçlar açıklanır. İstediğin meslek geliyordur ama ailen buna karşı çıkıyordur. Çünkü kimse tarafından bilinmeyen ve gelecek kaygısı güden bir üniversite ve meslek seçmişsindir.

Sahi sen ne olmak istiyordun? Senin geleceğin adına bir düşüncen var mı? Bu soruyu soran yok. Benim düşüncemi merak eden yok.  Ne olmak istediğimi, yeteneğimin olup olmadığını ya da kendimi ifade edebileceğimi, mesleğimi icra edeceğim vakit bir ben olabileceğimi düşündüğüm mesleği bilmek, öğrenmek isteyen yok. Sormadıkları zaman ne mi oluyor. Herkesten bir parça ben birleşimi olan kaygı, stres ve depresyona meyilli bir genç halini alıyorum. Ben annesi, babası, öğretmeni, okulu, eğitimi, sistemi, işleyişi nasıl isterse buna uygun görülen ve bunu yaşayan kişi oluyorum. Ben birbiri ile yarışmak zorunda kalan arkada kalırsa eğer kimsenin sonuncuyu tanımadığı kişilerden biri halini alıyorum. Ben istediği mesleği yapamadı diye üzülen, depresyona giren Ali, Mehmet, Elif, Ece oluyorum. Geleceğe karşı umudunu yitiren, gelecekten bir beklentisi olmayan genç işsizlerden oluyorum. Ben kendini gerçekleştirmekten korkan, düşüncelerini özgürce ifade edemeyen, kişilerin beni yönlendirmesi ile geleceğe umutsuz bakan gençler arasında yer alıyorum.

Merak etmiyor olabilirisiniz ama siz bunları diretirken bütün bunlara rağmen asıl olmak istediğim ise, “Vatanın bütün ümidi ve geleceği size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır.” Diyen atanın izinden giderek bu döngü içinde yer alan zincirleri kıran, eğitimin ve işleyişin aksine kendini geliştiren. Seçtiği mesleği icra eden ve her ne olursa olsun olumsuz söylemlere karşı işini aşkla yapan, düşüncelerini özgürce ifade eden, içinde enerjisi hiç bitmeyecek bir heyecana sahip olabilme umudu ile yeni güne başlayıp geleceğe daha umutlu bakan gençler olma yolunda ilerliyorum. Yani ben sizin bildiğiniz sadece maddi destek sunan ya da kömür yardımında bulunan bir sosyal hizmet uzmanı değilim. Ben gülümsemesini karşısındakine yansıtan, bireyin ihtiyaç duyduğunda yanında yer alıp kendini ifade etmesini sağlayan. İnsanların ruhlarına dokunmayı amaçlayan, kadın, çocuk, genç, yaşlı, engelli bireylerin toplumda yer edinmesini sağlayan. Haksız bir durum gördüğünde sessiz kalmayıp buna müdahale eden, hayvanların ve bitkilerin de canlı olarak belirli bir hakka sahip olduğunu, doğada yer alması gerektiğini düşünen, özü itibari ile sosyal hizmeti aslında bir sanat olarak gören ve bu uğurda kendini gerçekleştirmeye çalışan sosyal hizmet uzmanıyım. Kısacası ben gelecekten umudunu kaybetmemiş, içindeki hayallerin ve çevredeki söylemlerin kırıklarına aldanmayıp hâlâ bir beklentisi olan naçizane bir gencim.

ELİF DEMİREL – BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: