PEDOFİLİ

  Bu yazımızda bazı durum, olay, haber, televizyon ve sosyal medyada sık sık duyduğumuz bir konu olan “pedofili” konusunu ele alacağız. Birçoğumuzun merak ettiği bir konu olan pedofili yani halk arasındaki sübyancılık kavramı kimlerde, nasıl ve ne zaman ortaya çıktığı/ çıkabileceği merak konusu olan bu konuyu bizler sosyal blog hizmeti ekibi olarak ele alıp derleyip toparladık. Okumak ve bilgilenmek için bizleri ve bu yazımızı tercih eden sizlere keyifli okumalar dileriz.

Pedofili Nedir?

   Pedofili ya da sübyancılık olarak bilinen bu kavram, yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veya ergenliğe yeni girmişleri cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık. Bu rahatsızlığa sahip kişilere pedofil ya da sübyancı denir. Bu kavramlar kriminal ya da adli bir kavram değildir klinik bir tanıdır diyebiliriz.

    DSM-IV-TR tanı kriterlerine göre pedofili tanısı konabilmesi için kişinin en az 16 yaşında olması ve cinsel etkinlikte bulunduğu çocuklardan en az beş yaş daha büyük olması gerekmektedir.

    Peki, bu pedofili ve/veya sübyancıların kişilik özellikleri nelerdir? Bu durum pek tabi ki kategorize etmesi zor ve güç olsa da en belirgin ve kendilerini belli eden özellikleri aşağıda belirttiğimiz gibidir;

  • Sübyancılar tipik olarak yetişkin cinsel ilişkiden zevk almakta güçlük çekerler,
  •  Özgüvenleri eksik olabilir ve çocuklarla ilişkiyi yetişkinlere nazaran daha az tehdit edici bulurlar,
  • Yalnızca çocuklara ilgi duyarlar,
  • Sübyancının eğilimi karşı cinse veya kendi cinsine olabilir,
  • Ailede içinde ve dışında sosyal temasları sınırlıdır,
  • İçe kapanıklardır,
  • Eşi veya ailesi ile iyi bir ilişki kuramayan psikopatik- psikososyal açıdan olgunlaşmamış kişilik özelliklerine sahip oldukları söylenebilmektedir.
  • Kayıtlara geçmiş sübyancıların büyük çoğunluğu erkektir ve bu durum kadınlarda çok nadir görülür. Pedofil kadınların kendilerini gizlemesi, sayılarının bilinmesini engellemektedir.

Pedofili Nedenleri Nelerdir?

     Pedofili hem biyolojik hem de çevresel faktörlere bağlanabilir bunun nedeni bireyin küçükken yaşamış olduğu psikolojik, fiziksel, çevresel veya toplumsal baskılama sonucunda bireyin bu durumu kendi içinde özümseyemeyerek karşısındaki insanlara yaşatmak istemesinden kaynaklı ortaya çıkabilecek bir durumdur diyebiliriz. Vaka çalışmalarında belirlendiği üzere beyindeki işlevsizlikler, pedofili için bir katkı ya da baskın faktör olabileceğine işaret ediyor. Kendini kontrol etmede yaşanan sorunlar, aşırı dürtü ve bilişsel sapmalar bu duruma örnek teşkil etmektedir. Birçok uzmana göre, cinsel tercihleri belirleyen hastalıklar, insan gelişimi için kritik ve gelişimin en önemli evresini kapsayacak bir süreç olan çocukluk deneyimlerinden kaynaklanır. Birçok vakada görüldüğü ve bilindiği üzere cinsel istismarcıların, çocukluklarında yaşadıkları travmatik deneyimlerin izlerini taşıdığı görülmüştür. Yani bu ifade de anlaşılacağı gibi pedofillerin de çocukluk dönemlerinde bir cinsel istismara uğramış olmaları ihtimalini gözler önüne sermektedir.

   Pedofillerin çocukken bu durumu kontrol edemediklerinden dolayı, çocuklara cinsel saldırılarda bulunarak travmaları yeniden yaşamak isterler ve bunda istismarı yapan kişi kendileri oldukları için “usta olmuş” edası oluşturmak isterler yani psikolojik açıdan kendilerini tatmin etmek ve üstün görmek gibi bir çaba içine girerler bu duruma bir nevi “psikolojik tatmin olma duygusu” diyebiliriz. Genel anlamda da, beyindeki işlevsizlikten dolayı travmatik gelişim, cinsel istekler ve çocuklara duyulan cinsel ilgi giderek kişinin sinir sistemine yerleşerek daha çok istek duyar hale gelir.

Pedofilinin Sınıflandırılması

  Pedofili bireylerin pek çok sınıflandırma şekli bulunmaktadır. Ama en genel anlamında sınıflandıracak olursak kişiye özgü ya da kişiye özgü olmayan biçimde karakterize edilebilir.

   Kişiye özgü pedofiller yalnızca çocuklara ilgi duyarlar. Bu kişiler, ergenliğine girmemiş çocuklara ilgi göstermezler.

  Kişiye özgü olmayan pedofiller ise hem yetişkinlere hem de çocuklara ilgi duyarlar. Erkek pedofillerin büyük çoğunluğu, çocuklarla homoseksüel ya da biseksüel bir cinsel ilişki arzusundadır, yani bu kişiler yalnızca erkek çocuklara ya da hem erkek hem de kız çocuklara ilgi gösterebilirler.

  •    Değinmek istediğimiz bir başka konu da pedofili denildiği zaman birçok insanın aklında erkek birey figürü canlanmaktadır. Ancak, pedofiliye dair vaka analizleri kadın pedofillerin de olduğunu ortaya koyuyor. Her ne kadar bu durum nadir görülse de, pedofili tanımına uygun düşen kadınlar da erkekler ile benzer durumlar gösteriyor. Fakat erkek ve kadın pedofiller arasında bazı farklılıklar da söz konusudur. Pedofili eğilimi gösteren kadınlar genellikle psikiyatrik hastalıklar ya da madde bağımlılığı problemleri yaşayan bireylerden oluşur. Bununla birlikte, erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınların çocuklara dair cinsel istismarı görece olarak daha fazladır.

Pedofili Bir Hastalık Mı?

    Peki, pedofili doğuştan bir hastalık mı yoksa sonradan tercih edilen bir yönelim mi?

 Bu sorunun net bir cevabı yok. Yukarıda da belirttiğimiz gibi biyolojik, çevresel, toplumsal pek çok nedeni bünyesinde barındırmaktadır.

  Pedofil bir birey olan Todd Nickerson’ın bizzat yazdıklarından örnek verelim. Virgin Pedophilia (Bakir Pedofiller) isimli pedofili topluluğun baş üyesi olan Todd verdiği röportajlarda bu eğilimini 13 yaşında keşfettiğini söylüyor, ardından 18 yaşındayken 5 yaşında bir kız çocuğuna âşık olduğunu fark ediyor. Todd, eğilimini temkinli davranarak kontrol altına alabildiğini ve bir çocuğa cinsel tacizde bulunmanın kendisi için söz konusu olmayacağını iddia ediyor. Yaygın kanının aksine Todd çocukken herhangi bir travma yaşamadığını belirtiyor. Fakat Todd ’un aksine bazı araştırmalar ise çocukluk travmalarının ve çocuklukta yaşanmış bazı olay/olguların pedofili oluşumunda önemli bir rolünün olduğunu gösteriyor. Çocukların zihinsel ve fiziksel yapılarının şekillendiği bu kritik dönemde uğradıkları istismarın yaşam boyunca süregelecek olan bir durum olduğu pek tabi ki gözler önündedir. Çocukluk döneminde yaşanan cinsel tacizlerin yetişkinlik döneminde yine kendini cinsel sapkınlık olarak yansıtabileceği gerçeği pedofilide yaygın bir görüştür. Bu döngüye örnek olarak Duncan Craig’in ortaya attığı Vampir Sendromuna örnek verebiliriz. Craig’e göre, nasıl ki bir vampir tarafından ısırılan kişi nihayetinde vampire dönüşürse, geçmişinde benzer bir istismara uğramış kişi de ileride istismarcının yoluna meyil edecektir. Yani bir nevi mağdur edilen mağdur eden döngüsü diyebiliriz. Vampir Sendromu ’nu doğrulayan bazı vakalar mevcut olsa da birçok araştırma bu teoriyi yanlışlar nitelik taşımaktadır.

Pedofilinin Tedavi Süreci Nasıl Olmalıdır?

   Pedofilinin tedavi süreci Yuli Grebchenko’ya göre ancak ömür boyu sürecek bir yöntem ile kontrol altına alınabilir ve ilaç tedavisinin psikoterapi ile birlikte yürütülmesiyle etkili bir sonuca varılabilir görüşünü savunmuştur. Genel olarak iki tip tedavi yöntemi mümkündür bu yöntemleri şöyle sıralayabiliriz: Psikoterapi ve Kimyasal Kastrasyon (halk arasında hadım olarak bilinir). Psikoterapi uzun bir süreç gerektirirken başarılı bir sonuca varabilmesi için ancak kişinin tedaviye istekli olması ile sağlanabilir. Kişinin tedaviye istekli olması ve pedofili tanısının hasta tarafından benimsenmesi gerekmektedir. Bir diğer yöntem olan kimyasal kastrasyon ise kişinin periyodlar halinde örneğin 3 ayda bir hekim tarafından sürekli cinsel dürtüleri azaltıcı birtakım ilaç takviyesi almasıdır. Kastrasyonda dikkat çekilmesi gereken nokta ilaçların kişinin cinsel işlevselliğini yok etmek veya eğilimini değiştirmek gibi bir amacının olmadığı, hedeflenenin yalnızca dürtülerin baskılanması olduğudur. İlaçlar alınmadığı takdirde hormonlar eski haline dönebilir ve tedavi sürecinde kişi cinsel ilişkiye girebilir. Yani kimyasal kastrasyonda geri dönülemez nitelikte bir müdahale söz konusu değildir. Bu sebeple kastrasyon ne yazık ki pedofilide tek başına bir çözüm metodu olarak görülmemektedir. Tedavi yöntemleri her ne kadar kesin bir çözüm vaat etmese de çocuklara yönelik istismarları önleyici en güçlü anahtar kuşkusuz eğitim ve bilinçlendirmedir. Özellikle hedef grubu olan çocuklara bu konuda farkındalık kazandırılması vakaların erken teşhisinde ve müdahalesinde önem arz etmektedir. Bu konuda yapılan bir araştırmada istismara uğrayıp yaşadıklarını anlatmayan/ anlatamayan çocukların bu durumu gizlemelerinin ardında yatan etmenlerin kendilerini eylemden dolayı sorumlu hissettikleri (%57.7) ve eylemi yapan kişiye olan bağlılıkları nedeniyle cezalandırılmasını istememeleri (%44.2) olduğu görülmüştür. Çocuklara istismar konusunda farkındalık kazandırılması, mahremiyet sınırlarının öğretilmesi ve olası durumlarda müdahale yöntemlerinin öğretilmesi pedofilinin fark edilmesini ve müdahale edilmesini kolaylaştırıcı adımlar olacaktır. Bu anlamda ruh sağlığı ve eğitim alanında çalışanlarının farkındalık oluşturma adına önleyici müdahaleleri önemli rol oynamaktadır.

Pedofilinin Topluma Etkisi Nelerdir?

   İstismarın “pedofili” altında aslında bireyselleştirilerek meşrulaştırılmaya çalışıldığını ancak istismarın bireye indirgenemeyecek kadar toplumsal bir olgu olduğunu vurgulamayı önemli gördük. Çünkü çocuk istismarını bizler ne kadar bireyselleştirirsek toplumun ve özellikle devletin rolü o kadar görünmez olur. Bireyselleştirmiş olduğumuzda sanki çocuk istismarı devlet politikalardan soyut bir olguymuş gibi bir ambiyans yaratmış oluruz. Ayrıca istismarı yalnızca cinsel bir şiddet olarak kısıtlamamalıyız, psikolojik veya fiziksel olarak da istismara uğrayan çocuklar olduğunu düşünürsek bu yüzden istismara çözüm hadım veya idam olamaz. Çünkü çocuk istismarı hormonlar veya biyolojik etkiler ile değil devlet politikaları ve ataerkil zihniyet ile doğrudan alakalıdır.

   Bizler de topluluk olarak çocuk istismarına, çocuk haklarının her türlü ihlaline, kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze ve daha birçok toplumsal eşitsizliğe karşı birlikte mücadele etmek gerektiğinin farkındayız. Peki, bunlar nasıl son bulur, yaralar nasıl iyileşir sorusunun cevabını bulmak aslında hepimizin bildiği bir meslek dalında “Sosyal Hizmet” mesleğinde saklı tüm cevaplar. Nasıl mı? Sosyal hizmet uzmanları ve sosyal hizmet disiplini kişinin yüksek yararına dayanan ve bireyin içinde bulunduğu psikolojik, ekonomik, sosyal vb. koşulları iyileştirmek ve kişinin refahını sağlamak sosyal hizmet mesleğinin alanı ve sosyal hizmet uzmanlarının görevi. Pedofili gibi toplumda psikososyal olarak büyük bir yıkıma yol açan bir şey ancak sosyal hizmet uzmanları ve ruh sağlığı çalışanlarının el ele vererek aşabileceği bir sorundur. Umudumuz ve tek dileğimiz çocukların güven içinde uçurtmalarını uçurmalarıdır işte bu yüzden bizler sosyal hizmet mesleği etik ilke ve değerlerini almış kişiler olarak bu güven ve huzurlu ortamı sağlamaya devam edeceğiz.

KÜBRA KESKİN – BUSE ALTINTAŞ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: