BEN HÂLÂ YAŞAYAMADIĞIM ÇOCUĞUM

Daha kendimi bilmezken “gelin” oldum!

Henüz 15 yaşında bir kız çocuğuydum, sokakta seksek oynarken bir anda gelin oldum. Geniş ve yoksul bir ailenin en büyük kızı “Hamide” ydim. Okumak ve ailemi yoksulluktan kurtarmak, güçlü bir kadın olmak en büyük hayalimdi. Hatırlıyorum da ilk okula gideceğim zaman heyecandan hiç uyuyamamıştım. Evet, ihtiyaçlarımı komşulardan, önceden okula gitmiş kişilerden karşılıyorduk ama yine de mutluydum. Çünkü benim hayallerim, okuma arzum vardı. Hayat istediğim gibi davranmadı bana. Bir gün daha “evlilik” nedir bilmezken zengin bir ailenin çocuğuna 4 bin TL’ye verilmiştim. Sahi 4 bin tl değerinde bir mal mıydım? Üzerimde mavi önlük (okul formam) olması gerekirken gelinlik mi giyecektim? Babam, evden kişi sayısı eksiltmeye ve gelecek paraya odaklanmıştı. Evlilik süreci başlanmıştı bile. Kıyafetler, ayakkabılar, takılar… Daha alınan altınları taşıyamıyordum. İstemediğim bir hayatın kurbanı olmaya başlamıştım. Düğün süreci sonlandı ve yabancı bir eve gelin olmuştum. Evlendiğim kişiyi bile daha yeni görüyordum. 38 yaşında kocaman biriydi. Korkmuştum, “amca mıydı eşim miydi?”. Bizi bir odaya kapattılar! O dev adam üzerime doğru geliyordu, bağrışım ve çırpınışım sonucunda bir teyze geldi yanıma “izin vermen gerekli o senin artık kocan!” işte o zaman soluksuz kalmıştım. Ölüm bazen ruhen olmuyordu. Bakire olduğumu onaylamaları için böyle bir şey şarttı. Artık istedikleri olmuştu.. Olaylar o kadar hızlı gelişiyordu ki ne olup bittiğinin farkında değildim, algılamaya çalışıyordum. Evin temizliğine, aşına adeta köle gibi çalıştırılıyordum. Bazen pencereden okula giden çocukları izlerdim, ne güzellerdi. Evin kurallarına uymayınca, onlara karşı çıkınca üstüne dayak yerdim. Sığınacak bir ailem bile yoktu. Zaman böyle geçerken mide bulantılarım başladı. Hastaneye götürdüklerinde hamile olduğumu öğrendik. Ben daha oyuncak bebeklerimle oynamak isterken gerçek bebeğe nasıl bakabilirdim? Daha çocuk olamamışken “anne” olacaktım. Hamilelik sürecimde daha iyi davranıyorlardı bana. 7 ay sonra mahalle de kan davası nedeniyle bir kaos çıktı. Silah sesleri, ezilen insanlar, dayak yiyenler.. Ağır bir darbe de ben aldım ve kocam vurulmuştu. Hastaneye götürüldüğümüz de kocam ölmüştü ve ağır darbe sonucu çocuğumu kaybetmiştim. Sevinsem mi üzülsem mi? O kadar karmaşık duygular içerisindeydim ki ne yapacağımı ne hissedeceğimi şaşmıştım. İşte o gün ilk güne dönmüştüm, tekrar baba evine gönderdiler. Döndüğümde artık ben bir çocuk değil dul bir kadındım. Babam şiddete başlamıştı. Komşular dedikodulara başlamış, önü arkası kesilmez hale gelmişti. Tekrar beni birine satmayı düşünüyordu ve öyle de olmuştu, ne de olsa ticari mal olarak görüyordu beni. Toplumdan dışlanmam, aileden dışlanmam sonucu tekrar 3 çocuklu bir adamla evlendirildim. Bundan sonraki yaşamım 3 çocuğun annesi olmakla beraber onların oyun arkadaşı da oldum. Ben anne oldum ama çocuk olamadım.

Şimdi dönüp bakıyorum da “çocuk gelin” kavramı bile istismarken bunu faaliyete geçirmek nasıl bir insanlık? Ben çocuk rolü haricinde “gelin, anne, dul kadın, köle, ticari mal” hepsini oldum. Çocuk söz konusu olduğunda melek, masum, zayıf, aciz, güçsüz, son derece bir sebepten anlamayan, bir şey bilmeyen, yetişkine muhtaç algısını zihninizden kaldırın! Çocukluk haklarım elimden alındı, bir çocuğun; bedeni ile kararlar alma hakkı var, sınırlarını ifade etme hakkı var, hayır deme hakkı var, istemediği davranışları durdurma hakkı var! Bir anne olarak çocuğunuza fiziksel şiddette bulunmadığınız da dahi bununla övünmeyin çünkü çocuğa şiddet uygulamama takdir edilecek bir özellik, çocuğa bahşedilmiş bir lütuf değildir. Çocuklarınız doğdukları günden itibaren maruz bırakıldıkları cinsiyetçi kalıpları, eşitsizliği, hak ihlallerini ve şiddeti içselleştirmek yani normalleştirerek büyürler. Bütün bunları sorgulayacak güvendikleri bir yetişkinle konuşmak isteyecek olsalar bile genellikle bir ifade alanı bulamazlar. Ben kimseye kendimi ifade edemedim, etmemekle birlikte daha çok üstüme geldiler. Çocuk istismarını kader gibi algılamak yaşamak değil de önlenebilir bir mesele olduğunu bilmek gerekir.

HAMİDE BOSTANCI – GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: