MASLOW’UN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİNDE SOSYAL HİZMET

Ne için yaşıyoruz? Eminim ki hepimiz kendimize bu soruyu yöneltiyoruzdur. Varoluştan gelen ihtiyaçlarımızı karşılamak için mi? Yahut bir şeyler başarmak için mi? Elbette bu sorulara verilen cevaplar kişiden kişiye değişebilir. Biri cevaplamış, o da Amerikalı Psikolog Abraham Maslow. “Yaşıyoruz be!” diyebilmemiz için ihtiyaçlarımızı öne sürmüş. Bunları aşamalara ayırmış. Yetmemiş ilk sıraya cinselliği koymuş. Dillendirilmesinden dahi çekindiğimiz, tabu olarak gördüğümüz cinsellik… “Bayağı da saçmalamış yahu!” demeden Sigmund Freud’dan bir alıntı ekleyelim. “İfade edilmemiş duygular asla ölmez. Sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler.”

Soyumuzun devamlılığı için gereken bir kavramdır cinsellik. Fakat bu kadar basit midir? Veya daha fazla anlamlar yüklenecek kadar mühim mi? Abraham Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisinde su içme ve yemek yeme kadar gereksinim duymuştur. Sadece soyun devamlılığı olarak mı görmüş yahut çeşitli anlamlar mı yüklemiş birazdan göreceğiz.

1943 yılında Psikolog Abraham Maslow tarafından ortaya atılan İhtiyaçlar Hiyerarşisine geldik. Sormak istiyorum. Tam şu anda neye ihtiyacınız olduğunu hiç düşündünüz mü? İhtiyaçlarımızı bir bütün içerisinde ve öncelik sırasına göre düşünelim. Ve soralım bir daha. En temel ihtiyacımız nedir? Elbette temel ihtiyaçlarımız dışında ihtiyaçlarımız bulunmaktadır. Peki bunların önceliklerini neye göre sıralayacağız?

Bu sorulara Abraham Maslow 5 aşamalı bir ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisini ortaya atarak cevap vermiştir. Ona göre ihtiyaçlarımızın en temel kısmında Fizyolojik ihtiyaçlar bulunmaktadır. Bunlar: “Nefes alma, besin, yemek, su, cinsellik, uyku, sağlıklı metabolizma, boşaltımdır.” Takdir ederiz ki bunlar bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için en elzem ihtiyaçlardır. Fakat gözümüze çarpan bir ayrıntı ve birçok psikolog tarafından tartışılan cinsellik kavramı sahiden en temel ihtiyaçlarımızın arasında yer alabilecek kadar mühim midir? Maslow’a göre ve birçok psikoloğa göre de bunun cevabı evettir. Benim de şahsi görüşüm bu yöndedir. Zira ona göre cinselliğin en temel iki işlevi üremek ve hayatta kalmaktır. Hatta bu konuya evrimsel açıdan baktığımız takdirde üremenin ve hayatta kalmanın ne denli mühim bir gereksinim olduğunu görebiliriz. Bir türün devamlılığını sürdürebilmesi adına ve varlığını korumak adına hayatta kalabilmesi gerekir. Fakat hayatta kalması da yetmez. Soyunu devam ettirebilmesi gerekir. Baktığımız zaman cinsellik kavramı Maslow’un da belirttiği gibi yemek yeme, su içme ve uyuma kavramları gibi temel ihtiyaçlarımızdandır.

İkinci aşamada ise Güvenlik vardır. Bunlar: “Beden, iş, kaynak, ahlak, aile, sağlık ve mülkiyet güvenliğidir.” Maslow’a göre sıralamada bir aşamayı gerçekleştirmeden diğer bir aşamaya geçiş mümkün değildir. Hakikaten düşününce bir insan en temel ihtiyaçlarını gerçekleştirip hayatta kalmayı başardıktan sonra güvenli ve huzurlu bir hayat sürebilmek ister. İkinci aşama ise bu güvenliği karşılayan gereksinimlerden bahseder.

Üçüncü aşama ise ait olma/hissetme gereksiniminden geçer. Bunlar: “Arkadaşlık, aile, cinsel mahremiyettir.” İnsan biyolojik bir varlık olduğu gibi sosyal bir varlıktır. Hayatta kalabilmeyi ve güvende olabilmeyi sağladıktan sonra en temel ihtiyacı yakın arkadaşlıklar ve dostluklar kurmaktır. Her ne kadar bireyci ve sübjektif bir sıralama olmuş olsa da insan tek başına hayatını sürdürebilecek bir canlı değil. Mesela doğar doğmaz kendimizi toplumu oluşturan en küçük ve en önemli yapı birimi içerisinde buluruz. Kendimizi bir gruba, bir olguya ait hissederiz. Bu da bizi doğduğumuz ilk andan öldüğümüz son ana kadar sosyal bir varlık yapar.

Sondan bir önceki aşamada ise saygınlık bir nevi öz güven gereksinimi yer alır. Bunlar: “Öz saygı, öz güven, başarı, başkalarına saygı duymak, başkaları tarafından saygı duyulmaktır.” Yani ayrıcalıklı ve başarılı olma hissi diyebiliriz. Sosyal varlık olduğumuzu dile getirmiştik. Ve sosyal varlık olmanın getirmiş olduğu birtakım hisler de var. Bunlar toplumdaki yerimizin, değerimizin toplumu oluşturan diğer insanlar tarafından yeterince görüldüğü, fark edildiği ve önemsendiği hissidir. Neticede tüm insan saygı görmek ister.

Bir önceki ve bu ihtiyaçlar aslında bir bakıma psikolojik ihtiyaçlarımızı oluşturur diyebiliriz. Nihayet son aşamaya geldik. Bu aşamayı da kendini gerçekleştirme olarak nitelendirmiştir. Bunlar: “Erdemli, yaratıcı, içten, problem çözücü, ön yargısız ve hakikatleri kabul eder olmaktır.” Bir insan tüm temel ve psikolojik ihtiyaçlarını tamamladıktan sonra bu ihtiyaçlarını da gerçekleştirebilir. Fakat bu durum yanlış anlaşılmadan belirtmek isterim ki ‘kendini gerçekleştirme’ eylemi insandan insana değişiklik gösterebilir. Kendimizi gerçekleştirebilmek illaki zengin olmaktan, ünlü olmaktan geçmez. Herkes aynı şartlar altında başlamaz hayata. Herkesin kendi yaşam biçimine göre, kendine göre gerçekleştirince ‘kendini gerçekleştirmek’ olarak algılayabileceği birtakım idealler olur. Resme karşı bir ilginiz var iken ressam olabilmek için çaba gösterip başarınca bu sizin için kendinizi gerçekleştirmek olabilir. Hatta ve hatta bu yolda ilerlerken bunu başaramamış olduğunuzu varsayarsak dahi bu yolda ilerlemek sizi, kendinizi gerçekleştirmek olarak düşünmenize neden olur.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi

İhtiyaçlar hiyerarşisinde gördüğümüz ve ikinci basamakta yer alan beden, aile, sağlık ve mülkiyet güvenliği insan hayatının devamı için kaçınılmaz bir olgu. Birey, aile, grup ve toplum için genel refah düzeyini ve sosyal hayattaki işlevselliği artırma çabaları insan hayatını en verimli şekilde sürdürebilmesinde aracı olan Sosyal Hizmet, insanlığın var olduğu ve var olacağı her zaman diliminde varlığını korumaya devam edecek. Hak temelli bir yaklaşım güden Sosyal Hizmet, Uluslararası Sosyal Hizmet Federasyonu (IFSW) tarafından sosyal hizmetin meslek olarak her daim insan hakları mesleği olduğunu belirtmiştir. Sosyal Hizmet mesleğini, hak açısından çok ihtiyaç temelli bir meslek olarak ele alabiliriz. İhtiyaç odaklı bir meslek dalında da Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisine değinmeden geçmek mümkün değildi elbette.

İhtiyaçlar Hiyerarşisi, insan odaklı bir olguyu aşamalara ayırıp bunları gerçekleştirmek adına bir sıralama belirtmiştir. Biliyoruz ki insan daima ihtiyaçları olan bir varlıktır. Hem fiziksel hem de psikolojik birçok ihtiyacımız bulunur. Sosyal Hizmet de insanlığın bu ihtiyaçları karşısında duydukları ihtiyaca duyarsız kalmayarak mevcut yaşam standartlarını yükseltmek adına girişimlerde bulunur. Bir insanın yaşamından alabileceği maksimum verime ulaşmasında destek olur. İnsanlığın var olduğu sürece ihtiyaçları sona ermeyecektir. İhtiyaçlar sona ermedikçe de Sosyal Hizmet’e gereksinim duyulacaktır. Sosyal Hizmet Uzmanları, insanların iyilik hallerini iyileştirebilecek, meslek olarak gerekli profesyonel bilgi birikimine sahip olması gereken insanlardır. Bilgi birikimi dışında insanlara destek olmayı hayatına entegre etmiş bir insan bu mesleği en layığıyla yerine getirebilecektir. Her bir insan her bir ayrı hayat demektir. Her bir hayat demek önemsenmesi gereken duygular demektir. Bir insanın öz saygısını desteklemek adına yapılan rehabilitasyon, bir ailenin sorunlarıyla başa çıkabilmeleri adına alacakları destek, insan onuruna ve hayatına yapılabilecek en büyük yatırımlardan biridir.

Yazımı Abraham Maslow’un bir sözüyle sonlandırmak isterim.

“Bir insan olabileceğinin en üstü olmalıdır.”

FURKAN BATIHAN – YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL HİZMET 2. SINIF

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: