MEDYADA KADIN

Medyada kadın nedir? Anne midir? Eş midir? Erkeğin ihtiyaçlarını karşılaması gereken bir varlık mıdır? Yoksa sadece birey midir? Elinize kumandayı alın ve televizyonun karşısına geçin kadın nerelerde karşınıza çıkıyor? İlk olarak gündüz kuşakları ile karşılaşıyorsunuz. Kadın yemek yapıyor, kadın el işleri ile uğraşıyor. Tek tek kanalları gezin. Haberlerden reklamlara, dizilerden yarışma programlarına kadar tüm kanallarda kadını hemen hemen aynı şekillerde görüyoruz.

Medyada her gün birçok şiddet haberi görüyoruz. Bu haberlerde kadın hep mağdur, acınması gereken bir varlık. Haberlerde şiddetin suçlusu olanlar, onların alması gereken cezalar, yaptırımlar göz önünde olması gerekirken kadının ne kadar korunmaya muhtaç olduğu gösteriliyor. Bu cinsiyetin bu kadar aciz olarak gösterilmesi kadına yönelik şiddetin artmasında bir etki olarak karşımıza çıkıyor. Yine bu haberlerin başlıkları ‘’Aldattığını düşündüğü karısını sokak ortasında dövdü.’’, ‘’ Mini etek giyen kız tecavüze uğradı.’’, ‘’Kocasından izin almadan dışarı çıkınca adam cinnet geçirdi.’’ gibi şekillerle sunuluyor. Öldürülen kadın, dayak yiyen kadın, tecavüze uğrayan yine kadın ama suçlusu yine kadın olarak gösteriliyor. O saatte dışarıda ne işi varmış, kız başına oralarda gezmeseymiş, mini etek giymeseymiş, kocasına haber verseymiş, kocasını aldatmış o bunu hak etmiş. Bu başlıklar işte bize tam olarak bunları söylüyor.

(Medya unsurlarının kullandığı çoğu zaman yönlendirici ve ayrımcı nitelikte olabiliyor. Özellikle kadın cinayetlerinde ve kadınların uğradığı hak tacizlerinde alttan alta suçluyu haklı çıkarabiliyor. Haber site ve şirketlerinin çoğu zaman fazla tıklanmak veya izlenmek uğruna yaptığı bilinçli yanışlar toplumdaki bakış açısına doğrudan etki edebiliyor. Bu konuda SETA tarafından yayınlanan ‘’ Türk medyasında kadın cinayetleri’’ detaylı raporunu aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.)

Buram buram toplumsal cinsiyet kokan dizilerde kadın yine aciz, yine hor görülen, ikinci sınıf insan konumunda. Yedisinden yetmişine diye tabir ettiğimiz toplumun büyük bir çoğunluğunun izlediği bu dizilerde kadınlar tecavüze, şiddette, hakarete maruz kalıyorlar. Rolleri ise çocuk bakmak ve yemek yapmaktan ibaret. Erkek ise her zaman gücün sahibi konumunda. Bu ve bunun gibi dizi senaryoları toplumda şiddetin normalleşmesine neden olmakta.

Sosyal medya da ise durum hiç iç açıcı değil. Sosyal medya günümüzde bireylerin en kolay düşüncelerini ifade edebileceği platformlar halini aldı. Kolay olmasının yanında denetlenme bakımından yetersizliği de göz önüne alınınca kötü amaçlı ve ayrımcı – dışlayıcı ifadelere rastlamak olağan geliyor. Sosyal medyanın inkâr edilemez gücü bugün birçok alanda karşımıza çıkmaya başladı. Nefret ve ayrımcı düşünceler hiçbir değer yargısı gözetilmeksizin oldukça rahat biçimde ortaya atılabiliyor. Toplumun araştırma ve gerçeği görme yönünde büyük sorunları olduğunu bilen kötü amaçlı hesaplar açıkça bunu kullanabiliyor ve kaos ortamı oluşturabiliyor. Elbette doğru sandığını bilen insanların düşünceleri de yadsınamaz düzeyde etkili bu ortamda.

Reklamlara gelecek olursak durum diğerlerinden çok da farklı değil. Bu reklamlarda kadınlar arzu edilen bir obje konumunda. Örneğin bir parfüm reklamının alt mesajı ‘’Arzulanan kadın olmak için bu ürünü kullan.’’ şeklinde. Kadının cinsel bir obje olarak kullanılmasının yanında bir de geleneksel kadın modelini görüyoruz. Bu sefer ise kadın iyi bir eş, ev kadını ve anne rollerinde. Bunun en güzel örnekleri ise temizlik ürünleri reklamlarında karşımıza çıkmakta.

Kısacası medyanın neresinden bakılırsa bakılsın kadın hep aynı rollerde, aynı şekillerde karşımıza çıkmakta. Bu kadına yönelik şiddetin haberinde de reklamlarda da dizilerde de ve diğer tüm medyada da bu şekilde. Toplumun dayattığı roller, toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadının sırtında bir kamburken medya da kadına bir yük olmaya devam ediyor.

Peki bu nasıl değişecek? Ne zaman kadınlar erkekler kadar eşit ekonomik seviyelerde olursa; ne zaman kadınlar da erkekler kadar özgür olabilirse; ne zaman kadınlar anne, eş, sevgili olmak yerine bir birey olarak değerlendirilirse işte o zaman kadının medyada da rolleri ve yeri bu şekillerde karışımızda olmayacaktır.

Her ne kadar yakın bir gelecekte değişiklik yaratamasak da önce kendimizi sonra küçük adımlarla çevremizi değiştirerek yani kendi dünyalarımızı değiştirerek uzak geleceğe dokunabiliriz. Hepimiz bu hikayenin birer kahramanıyız. Umudumuzu kaybettiğimizde kendimize bunu hatırlatmalı bugün birer kahraman olarak yanlışlara dur deme cesaretini göstermeliyiz.

KAYNAKÇA:

Ankara Üniversitesi Sosyal Hizmet 2.Sınıf Öğrencisi

DİLRUBA ATAY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: