ARAŞTIRMA 2: KADIN ( TARİHTE KADINDAN KADIN SIĞINMA EVLERİNE)

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL HİZMET BÖLÜMÜ 2.SINIF ÖĞRENCİLERİ

ARZU DEMİRCAN – ELİF TOKATÇI

İnsanlık tarihinin başlangıcının ana soyluluğa dayandığı bilinmektedir. Kadının baskın olduğu bu dönemde, erkek değersiz görülmüş ve erkeğe üreme dışında pek ihtiyaç duyulmamıştır. Zamanla, doğanın yetersiz kalması sonucunda, ortaya çıkan gereksinimleri gidermek için erkeğin gücüne başvurulmuş, sonraki süreçte de erkek kendini her alanda egemen ilan etmiş ve kadını da ötekileştirerek kendi egemenliği altında tutmaya çalışmıştır.

Modern toplumlarda birçok kadın, sosyal ve kamusal alanda kendisine yer edinmiş, eğitim düzeyini artırarak erkek egemenliğine başkaldırmaya ve erkeğin karşısında yer almaya başlamıştır. Bu bağlamda, feminist teoriden aldığı destekle kendisini maddi ve manevi açıdan güçlendirerek erkeğin karşısında söz sahibi olan ve ayakları üzerinde durabilen modern kadın imgesinin ortaya çıktığı görülmektedir. Türkiye’deki örneklere bakıldığında, ataerkil toplumlardaki cinsiyet rollerinin gelenekselleşmiş ve hatta içselleştirilmiş olduğu dikkat çekmektedir.

Sancar (2003), feminist düşünce ve politikaların sonucu olarak kadın çalışmaları alanını şöyle tanımlamaktadır: “Kadın çalışmaları alanı, kısaca kadınların nasıl ezildiği, ama buna rağmen nasıl var olduğu ve bununla baş etmeyi nasıl becerebildiği; bu mücadelelerin tarihi, yani cinsiyete dayalı ezilmenin bugüne kadar nasıl devam edebildiğini anlamaya çalışmak olarak tanımlanabilir…” (syf. 165). Bu kadın ne olursa olsun, toplumun birçok alanında ikincil bir statü sahibi, ezilen, üstü açık veya kapalı bir şekilde baskı gören, bir aile düzeni içinde çalışıyor da olsa eve gelince yemek yapmak zorunda olan ve bu gibi yaptırımlar yüzünden erkekle ve ataerkil toplumla devamlı mücadele edendir. Mağduriyet durumu içinden yapılan bir kadın tarifi varken, modern kadın, geleneksel kadın, batıdaki kadın, doğudaki kadın, çalışan kadın, çalışmayan kadın, eğitimli kadın, eğitimsiz kadın gibi ayırımlarla da kadınlar kategorize edilebilmektedir. Geleneksel kadın-modern kadın, çalışan kadın-çalışmayan kadın, doğulu kadın-batılı kadın, ezilen kadın gibi “kadın” adının önüne birbirine zıt birçok sıfat kullanabiliyoruz. Bunlar kadına kimlikler verirken aynı zamanda onu konuşmamızı sağlayan ortak bir dil de yaratıyor. Bu dil kadını ve kadın olmayı sürekli, yeniden inşa ediyor.

Kadın, bir cinsiyet kategori üyesi olarak varsayıldığında, ister feminist yaklaşımlar çerçevesinde olsun, ister kadını söz konusu eden sosyal projeler çerçevesinde olsun, ister devletin yasaları çerçevesinde olsun, sosyal eşitsizliklerin birincil mağduru olarak ele alınır. Kadının mağduriyet durumu içerisinden anlamlandırılması, lehine sosyal pratiklerin geliştirilmesini zorunlu kılar. Bu pratiklerin meşruluğunu oluşturacak şeyler ise kadına ve onun durumuna has gerçeklerin tespit edilmesi ve gözler önüne serilmesidir.

Kadınlar Türkiye’de toplumsal cinsiyet ayrımcılığının olumsuz sonuçlarını ülkenin farklı bölgelerinde farklı biçimlerde yaşamaktadır. Bu sonuçlar sosyal dayanışma ağlarına dahil olamamaktan başlayıp, haklarını kullanamama, şiddete maruz kalma, bedenine ve çeşitli organlarına zarar verilmesi ve öldürülmeye kadar uzanmaktadır. Ülkenin doğu ve güneydoğusunda yaşayan kadınlar bu sonuçları diğer hemcinslerinden daha ağır biçimde yaşamalarının yanı sıra feodal yapının ve etnik sorunların yarattığı kargaşa, çeşitli baskılar ve kamu kurumlarına güvensizlik nedeniyle sorunlarına çözüm bulmakta ve ihtiyaç duydukları hizmetlere ulaşmakta güçlük çekmektedir. Sorunların daha ağır yaşanmasına karşın çözüm arama olanakları da bu bölgelerde daha azdır. Türkiye’de seksen sonrası güçlenen kadın hareketinin en önemli mücadele alanlarından birisi, kadına yönelik şiddetin durdurulmasıdır. Bu mücadelenin önemli bileşenlerinden biri de şiddetle karşılaşan kadınlara ihtiyaç duydukları hizmetlerin sunulmasıdır. Psikolojik ve hukuksal danışmanlık, şiddet nedeniyle yaşanan sağlık sorunlarına yönelik sağlık hizmetleri, evden ayrılmak isteyen ancak gidecek yer bulamayan ve can güvenliği sorunu yaşayan kadınların sorunları çözülünceye kadar sığınabilecekleri bir yer sağlama, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen kadınlara yönelik iş ve konut sağlama gibi hizmetler bu hizmetlerin başlıcalarıdır. Bu hizmetleri sunmak üzere bölge sorunlarını analiz edebilen sivil kadın örgütleri, kamu kurumlarına nazaran daha esnek ve daha hızlı davranabilmeleri, sorunları feminist bir bakışla ele almaları ve yeni durumlara daha kolay uyumlanabilmeleri nedeniyle kadına yönelik şiddetin önlenmesinde önemli bir yere sahiptir. Kadın örgütlerinin yaptığı çalışmaların, toplam hizmet gereksiniminin ancak çok küçük bir kısmını karşılayabileceği açıktır. Ancak bu çalışmalarda sağlanan deneyimler, var olan sorunların özünün daha iyi anlaşılması, ortaya çıkan problemlerin görünür hale gelmesi, kadınların gereksinimlerinin çok boyutlu olarak değerlendirilebilmesi ve sunulması gereken hizmetlere ilişkin topluma uygun yeni modellerin geliştirilebilmesine yönelik önemli katkılar sağlamaktadır.

TOPLUMSAL CİNSİYET VE KADIN

Kadın ve erkek olarak toplumun bireyi nasıl gördüğü, nasıl algıladığı, nasıl düşündüğü ve nasıl davranmasını istediğine ve belirlediğine ilişkin bir tanımlama olan toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek ilişkilerinin toplum tarafından inşa edilen kültürel yapı içerisinde sürdürülmesini amaçlamaktadır. Genel bir ifade ile toplumsal cinsiyet kavramı ele alındığında, insanların eril ve dişil olarak, üremeye dayalı bölünmesi kapsamında veya bu bölünmeyle bağlantılı olarak örgütlenmiş pratik anlamına geldiği söylenmektedir (Connel, 1998:190, Akın, 2005:30, Erdoğan, 2010:9). Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere toplumsal cinsiyet kavramı, iki cinsin, kadının ve erkeğin, toplumsal ve kültürel olarak belirlenen rol ve sorumluluklarını ifade etmekte olup; aslında kadın ve erkeğin bulunduğu toplum tarafından nasıl algılandığı ile ilişkili bir kavramdır.

Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek arasında doğuştan var olan farklılıkların dışında toplumsal yaşantının oluşturduğu farklılıklardır. Ancak bu faklılıkların nasıl ortaya çıktığı ve doğuştan gelen farklılıklarla nasıl ilişkilerinin olduğu önemli tartışma konularıdır. Doğuştan gelmeyen, sonradan toplum ve kültür tarafından yaratılan farklılıklar evrensel  değil, her toplumun kendine özgü yapısı içerisinde belirlenir.

Toplumsal cinsiyet kalıpları kadının içinde yaşadığı toplumdaki sosyalleştirme biçimleri tarafından sürdürülür. Daha doğum öncesinde kız bebeklerin eşyaları için pembe, erkek bebeklerin eşyaları için mavi rengin tercih edilmesiyle başlayan toplumsal cinsiyet değerleri ve uygulamaları yaşam boyu devam etmekte, cenaze merasimi ve defin işlemlerinde yansıma bulmaktadır. Kadının günümüz toplumlarında yaşadığı bu sorunları ele alma ve çözüm önermelerine göre kadın hareketleri içerik kazanırlar. Bu bağlamda feminist hareketler, genel olarak insan doğası ve toplum daha özel olarak ise kadın ve erkeğin doğasına yönelik varsayımlarından hareketle toplumsal cinsiyete dikkat çekerek kadının özgürleşimine katkıda bulunmaya çalışırlar.

 Toplumsal cinsiyet kavramı kadın ve erkek için toplumun uygun gördüğü doğal olmayan yapay değer kalıplarına dikkat çeker. Toplumsal yaşamda erkek ve kadınlar bir bütünlüğü oluşturan, birbirini tamamlayan bir şekilde değil de erkeğin kadına üstünlüğü ile belirlenen bir yapıda yer alırlar. Bu ayrım ve tek taraflı belirleme, kişilerin özel  yaşantılarının olduğu kadar kamusal yaşantılarında da belirleyici halde bulunur. Ailede, çalışma yaşamında ve kamusal yaşamda bu yapay ayrımlar aynı sistemin parçası olarak toplumsal cinsiyete, cinsiyet ayrımına dayalı bir bütünlüğü oluşturur. Dolayısıyla kadının ikinci plana yerleştiği toplumlarda yalnızca belirli bir alanda değişime ve dönüşüme gidilerek, toplumun bütününde köklü bir değişme olmadan toplumsal cinsiyetin yarattığı eşitsizliklerin ortadan kaldırılamayacağı şüphe götürmez.

TÜRKİYE’DE KADININ STATÜSÜ

  Kadın, yüzyıllar boyu ataerkil aile yapısı içinde, ailedeki rolü için hazırlanmış, evin idaresi için yetiştirilmiş ve ücretsiz aile işçisi olarak çalıştırılmıştır. Kadınların; eğitim, sağlık ve istihdam olanakları gibi en temel insan haklarından yararlanma konusunda hemen hemen tüm ülkelerde erkeklerin gerisinde olduğu bilinmektedir. Kadın ve erkeğin toplumdaki işlevleri, sorumlulukları, hakları, maddi ve manevi olguların üretimi sürecindeki konumları, kişilik özellikleri gibi unsurlar toplumsal cinsiyete göre şekillendirilmekte ve bunun sonucunda kadınlar özel alana, erkekler ise kamusal alana yönlendirilmektedir (Arslan, 2000).

    Kadının durumu ve statüsünü toplumsal cinsiyet kavramı çerçevesinde ele almak gerekir çünkü ülkemizde varolan eşitsizliklerin temelinde bu sorun yatmaktadır. Türmen’e göre toplumsal cinsiyet ‘’kadın ve erkekliği sosyal olarak yapılandıran özelliklerdir.’’ (2007). Bu bağlamda dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türk toplumunun cinsiyeti de erkektir ve sosyal, siyasi, ekonomik haklara erkek bakışıyla yaklaşılmaktadır. Kadınlar, erkeklerden her zaman geri planda görülmüş ve sahip olmaları gereken çağdaş haklar kendilerine verilmemiştir. Kadınların ülkemizde yaşadığı statü sorunu, kendini belki de en yoğun olarak istihdam alanında göstermektedir. İstihdam, kadınların sorunlar yaşadığı önemli bir sosyal sorundur.

KADIN İSTİHDAMI

  Hızla değişen dünyamızda kadınların; sosyal, ekonomik hayatın ve toplumsal gelişme sürecinin önemli bir parçası olduğu kabul edilmektedir. İlkel toplumlardan çağdaş toplumlara kadar, her dönemde ve dünyanın her yerinde kadın ekonomik hayatın içerisinde yer almıştır. Önceleri tarım sektöründe ve küçük ev zanaatlarında çalışan kadın ancak sanayi devriminden sonra ücretli işçi olarak çalışma hayatına girmiştir (Çelebioğlu, 1997:56).

   Sanayileşme çağına gelindiğinde Türkiye’de kadının işgücüne katılımında bazı gelişmeler yaşanmıştır. Endüstrileşme ve kentleşme süreci süreçleri ilerledikçe hem işgücü hem de kadının ve ailenin ihtiyaçları açısından kadınların çalışma yaşamına daha çok katıldığı görülmektedir.

SOSYAL HİZMETİN ROL VE İŞLEVLERİ

    Sosyal hizmetin nihai hedefi her zaman sosyal adaletin sağlanmasıdır. Sosyal adalet ideali çerçevesinde kadınların her alanda erkeklerle eşit konumda olması hedeflenmektedir. Kadın istihdamı bağlamında sosyal hizmetin diğer hedefi kadınların hem istihdam yaşamına girişinde hem de istihdam yaşamına girdikten sonra özel olarak korunması ve toplumsal bilincin yaratılmasıdır. Kadınların nitelikli mesleki eğitim almaları yönünde çalışmalar yapar ve toplumda kadın istihdamının artırılması yönünde bilinçlendirme kampanyaları, istihdam projeleri, lobicilik ve savunuculuk faaliyetleri yürütür. Kadınların eşit işe eşit ücret almasında, çalışma saatlerinin düzenlenmesinde ve sosyal güvenlik haklarının sağlanmasında sosyal hizmet uzmanları, baskı grubu olurlar ve kadınların haklarını savunmak için gerek kamuda gerekse sivil toplumda savunuculuk rolünü üstlenirler.

DESTEK ALMAK İÇİN BAŞVURULABİLECEK KURUMLAR

A) AİLE ve SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI’NA BAĞLI KURULUŞLAR

1. Danışmanlık Desteği Alınabilecek Merkezler

2. Kadın Konukevleri

3. Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Engelli Sosyal Danışma Hattı

4. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM)

B) BARO KADIN DANIŞMANLIK MERKEZLERİ ve ADLİ YARDIM SERVİSLERİ

Pek çok ilde bulunan baro bünyesindeki kadın hakları birimlerine yardım talebinde bulunabilir ve hukuki danışmanlık desteği alabilirsiniz.

ACİL DANIŞMA HATLARI

ALO 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Engelli Sosyal Danışma Hattı
ALO 155 Polis İmdat
ALO 156 Jandarma İmdat
ALO 112 Acil Tıbbi Yardım Hattı
ALO 157 İnsan Ticareti Mağdurları Acil Yardım ve İhbar Hattı
Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı: (0212) 656 96 96 ve (0549) 656 96 96
Kadın Meclisleri Danışma Hattı: (0505) 004 11 98

C) KADIN KONUKEVLERİ ve  SIĞINAKLARI

Sığınaklar, ev içi şiddete maruz kalan tüm kadınlara sığınma ve korunma imkânı sunmayı, kadınların kendileri için yeni bir yaşamı diğer kadınlar ile dayanışma içinde kurabilmelerini desteklemeyi, ilgili kurumlara yönlendirme yapmayı, kadınların şiddete karşı hak bilinci edinmesini ve özgüven kazanmasını sağlamayı amaçlar. Sığınaklar, şiddete maruz kalan kadınlara ve çocuklarına sosyal, psikolojik ve hukuki destek sağlayarak şiddetten uzak yeni bir yaşam kurmalarına destek olur. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Eylül 2018 tarihli açıklamasına göre Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne bağlı 110 konukevi, belediyelere bağlı 32 sığınak, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne bağlı 1 adet ve sivil toplum kuruluşlarına bağlı 1 adet olmak üzere toplam 144 adet konukevi ve sığınak bulunuyor ve bunlar toplam 3.454 yatak kapasitesi ile hizmet veriyor. Eğer bir kadın sığınağında kalma ihtiyacınız varsa ilinizde bulunan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM)’ne, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl ya da İlçe Müdürlüklerine, karakola/jandarma komutanlığına, belediyelerin kadın danışma merkezleri ve/veya ilgili diğer hizmet birimlerine ve kadın örgütlerine başvurabilirsiniz.

D) BAĞIMSIZ veya BELEDİYELERE BAĞLI KADIN DANIŞMA ve DAYANIŞMA MERKEZLERİ

Kadın örgütlerinin işlettiği bağımsız kadın danışma ve dayanışma merkezlerinin yanı sıra son yıllarda pek çok belediye de kadınlar için danışma merkezleri açtı ve açıyor. Özellikle kadın örgütlerinin işlettiği merkezler, kadınlara karşı yapılan her türlü ayrımcılığı, ekonomik, sosyal ve politik dışlanmaları göz önüne alarak, kadınların kendi ihtiyaçlarına yönelik talep ve görüşlerini hayata geçirmek üzere bir araya geldikleri ve uğradıkları ev içi veya ev dışı şiddete karşı hukuksal ve psikolojik danışmanlık desteği alabildikleri, birbirleriyle dayanışma içinde oldukları bir ortamın oluşmasını amaçlıyor.

ADANA

ANKARA

ANTALYA

AYDIN

BALIKESİR

BURSA

ÇANAKKALE

ÇANKIRI

DİYARBAKIR

EDİRNE

HATAY

İSTANBUL

İZMİR

KIRIKKALE

KOCAELİ

KONYA

MARDİN

MERSİN

MUĞLA

NEVŞEHİR

URFA

VAN

KUZEY KIBRIS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: