TARIMSALDAN SINIFSALA

Biz taksonomik olarak ‘’homo sapiens’’ yani düşünebilen insanlar olarak adlandırılıyoruz. Düşünebildiği kadar da yıkabilen şaheserleriz aslında. Tüm kavgalarımız, savaşlarımız daha çok yaşayabilmek için; yaşarken yıktıklarımız umurumuzda değil, mesela; ağaçları keser kâğıt yapar bu kâğıtlara da ağaçları korumanın önemini yazarız, yağmur ormanlarını katlederiz ama küresel ısınmaya da çözüm ararız çünkü ilkel beynimizin tek amacı doyumsuzluğunu doyurmaktır.

Bu ilkel beynimiz nereye gidersek gidelim bizimle beraber gelir; kendimizi ne kadar geliştirirsek geliştirelim evrim, devrimi yener ve insan ilkelleşir çünkü insan, atalarını her zaman sırtında taşır; onlar artık dünyamızda değil DNA’larımızda yaşarlar. Peki ya nasıl doğduk bu kutuplardan basık ekvatordan şişkin gezegene? Bunun için birçok rivayet vardır; kimileri kozmik bir buluttan oluştuk der; kimileri büyük bir patlamayla oluştuk aslında suda yüzen bir canlıcıktık der; kimileri de büyük bir günah işleyerek dünyaya yollanan Âdem ve Havva’yla kuruldu bu koskocaman düzen der. Bu yazıda Semavi dinlerle ortaya çıkmış olan rivayeti işleyelim, yani gözde çiftimiz Âdem ve Havva’yı

Bu çiftimiz, sonsuz bir cennet hayatından yasak elmayı yiyerek kovulmuş ve ceza olarak dünyaya gönderilmişlerdir. Yani evet, bizim uğruna atom bombası bile attığımız bu dünya aslında başlangıçta bir sürgün, bir cezadır atalarımıza. Tabii o dönemlerde fabrikalaşma derdiymiş, asgari ücret neden bu kadar düşükmüş, ah bu insanlar hangi parayla geçineceklermiş derdi falan yok. Hatta inanır mısınız bilmem ama insanların hak, eşitlik ve sosyal adalet gibi dertleri bile yok çünkü tek dert, günü kurtarabilecek düzeyde açlığı gidermek;  haa tabii bir de vahşi doğada hayatta kalmak var. E tabii daha hayvanat bahçeleri kurulmamış, hayvanlar sirklerde insanlara sunulmamış, festival adı altında katliamlara başlanmamış ki insanlar bir pazar günü çıkıp gezsinler.

Diyeceksiniz ki nasıl sürdürmüşler hayatlarını, ne yapmışlar? Tarımla uğraşmışlar efendim; ekmişler, dikmişler, büyüyünce de biçmişler. Sonra büyümüş, gelişmiş, öğrenmiş, üretmiş çokça da tüketmişler. Şunu da eklemek gerekir ki sadece kendi üretimlerini değil hayatları, suyu, nefesi ve en sonunda da dünyayı tüketmişler. Gelişirken bazen yıkmış bazen de yapmışlar ve tüm çabalarıyla bugüne uzanmışlar. Maalesef ki o günden bu güne dertler artmış, artık günü kurtarmak değil de geleceği planlamak moda olmuş, büyüyen topluluklar şehirleri, bu şehirler de sorunları oluşturmuş. Yani tekil hayatlar çoğul sorunları meydana getirmiş ve ortaya farklı alanlar, konular çıkmıştır.

Fotoğraf: Mehmet Rehavi, Ötekilerin Fotoğrafçısı

‘’ Her sorun kendi çözümünü üretir’’ mottosuyla bu toplumsal sorunların çözülebilmesi için de ‘’Sosyal Hizmet’’ ruhu doğmuş, büyümüş ve gelişerek akademik bir disiplin haline gelmiştir. Çünkü artık fabrika bacaları tütmeye başlamış, insanlar isyan bayraklarının yerlerini öğrenmiş ve artık eşitlik hareketinin canlanma günü gelmiştir. Tüm bu güzel anlatımlara göre nedir bu ruh diye soracak olursanız; bir savaş sanatıdır ‘’Sosyal Hizmet’’; haksızlığa, güçsüzlüğe karşı sosyal adalet ve eşitlik ilkelerini kendine silah edinmiş, amaçları uğruna çarpışmaktan kaçınmamıştır. Yüzyıllardan beri verdiğimiz medeniyet, sosyal adalet ve sosyal refah anlayışının bayrağıdır; ilk ve son kalesidir. Yıkılırsa insanlık sadece umudunu değil namusunu da kaybeder.

Yazı: Hatice Bilge Musluk – Ankara Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü 2.Sınıf Öğrencisi

Fotoğraf: Mehmet Rehavi, Ötekilerin Fotoğrafçısı

TARIMSALDAN SINIFSALA’ için 3 yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: