DÜNYA MAVİDİR TIPKI PORTAKALLAR GİBİ

Ne kadar farklı olabiliriz birbirimizden? Sen bana göre farklıysan ben kime göre farklıyım?

Aylar öncesinde izlediğim ve çokça etkilendiğim bir Netflix belgesel dizisi olan GABRİEL FERNANDEZ’İ KİM ÖLDÜRDÜ? (THE TRİALS OF GABRİEL FERNANDEZ) ‘den bahsetmek istiyorum sizlere. Yazı içerisinde dizi içeriğine dair birkaç bilgi bulunuyor gardınızı almanızı tavsiye ederim. 

Mayıs 2013’te Acil yardım hattında bir ihbar alınıyor ve hastaneye vücudunda çeşitli izler ve kırıklar bulunan bir çocuk getiriliyor. Doktorlar tarafından yapılan müdahalelere rağmen küçük çocuk kurtulamıyor ve hayata gözlerini yumuyor. Ölümün ardından detaylı bir soruşturma başlatılıyor ve çocuğun ölümüne dair sır perdeleri aralanıyor.

Olaya dair birçok yazı ile karşılaşabilirsiniz.Ancak ben sizlerle Gabriel’in ölümünden sorumlu olan canilerin ifadesinde kullandıkları bir cümle üzerinde konuşmak istiyorum. Savcıların hâkime sunduğu cümle şu şekilde; ‘’Aguirre, Gabriel’in eşcinsel olduğuna inandığı için Gabriel’e sık sık dayak atıyordu’’ 

Gabriel henüz bebekliğinde annesi tarafından terk edildiği için bakımını amcası ve eşcinsel birliktelik yaşadığı sevgilisi üstlenmiş. Ardından uzunca bir süre anneannesi tarafından bakımı sağlanmış. Sonrasında annesi tarafından himayesi altına alındığı 8 aylık sürede çeşitli işkencelere maruz kalmış. Küçük Gabriel amcası ve sevgilisi tarafından bakımı sağlandığı için annesinin sevgilisi tarafından eşcinsel olmakla suçlanmış.

Gabriel eşcinsel ilişkiye tanık olduğu için eşcinsel mi oldu? Çoğu kişinin aklından geçen sorulardan biri bu olmuştur muhtemelen. Ne kadar önemli bir soru olduğunu tartışmamız gerek diye düşünüyorum. Bir insanın farklı cinsel yönelime sahip olması haklarının elinden alınması için bir araç olarak mı kullanılmalı gerçekten? Varsayım üzerinden bir çocuğun farklı olması mı önemlidir yoksa yaratacağı farklılık mı?

Hikâyenin temelinde çok da yabancı olmadığımız konu olan insanın insana nefreti yatıyor. Toplumdaki yaratılmış statüler gereği çoğu zaman olmamız gereken yerde kolay olanı seçip topluma ayak uydurmayı seçiyoruz. Bunun en bariz örneği cinsiyet eşitsizliğine en azından hayatımızın bazı evrelerinde sessiz kalmış olmamız. Toplumumuzdaki yapı gereği belirli kalıplar çerçevesinde yetişiyoruz. Kimisi bu kalıpların vazgeçilmez olduğunu düşünerek hayatına yön verirken kimisi kalıpların hayali yapılar olduğuna inanıp değişimi başlangıç olarak kendi çapında sağlıyor. Bu durum zamanla ortaya çıkan ve geçmişten günümüze süregelen, toplumda kalıp yargıların hakimiyetine karşı değişimin güçlü iradesi arasında bir savaşa neden olmuş durumda. Bu savaşın halihazırda bir kazananı olmamakla beraber kaybedeni insanlık ve küçük Gabriel.

İnsanın insana sadece farklılığından ötürü duyduğu nefret geçmişin ve günümüzün bariz en büyük sorunu. Farklılığımızdan doğuyor birbirimize olan sevgimiz, her ne kadar nefretimiz de buradan doğmuş olsa da.Farklı düşünce ve davranışlarımızın olması bizim için en büyük hazine olmalı. Farklı olmak bize en temel haklarımıza erişmekte sorun yaratmamalı.

Annesi ve sevgilisi Gabriel’e olan nefretlerini sözlü olmaktan çıkarıp fiziki müdahaleye dayandırdığı zaman arkasına saklandıkları bahanenin gücüne inandılar. Eşcinsel olması, amcası ve sevgilisi tarafından bakımının sağlanması onların veya toplumun bir kesiminin gözünde sözlü ve fiziki şiddeti hak ettiği anlamına geliyor. Bu durumu ileriki süreçte kendilerini bu işten sıyırmak için kullanmış da olabilirler. Burada da biraz durup düşünmek gerekiyor. Eşcinsel olması bu işkenceleri haklı kılar mı? Kalıp yargıların hakimiyeti bunu mu istiyor bizlerden? bu satırları okuyan herkesin bu soruları içselleştirmesini umarak devam etmek istiyorum.

Gabriel Fernandez’i ölüme götüren bir diğer sebep sosyal hizmet uzmanlarının görevini yerine getirmemesi. Sosyal hizmet uzmanları çalıştığı müracaatçı kişi ve gruplarının iyilik halini gözeterek görevleri çerçevesinde müdahale yetkisine sahiptir. Sosyal hizmet etik ve değerleri kapsamında yapılan her müdahale müracaatçının güçlendirilmesine katkı sağlarken, gerekli olduğu halde yapılmayan her müdahale müracaatçının hayatında derin izler bırakabilir. Süreç içerisinde etik ihlal kapsamına giren her davranış müracaatçının yanında toplumun kendisine zarar verir. Bu bakımdan değerlendirildiğinde sosyal hizmet uzmanının görevi toplumu iyileştirmektir. Toplumu iyileştirmek için çabalarken topluma zarar vermemek uzmanın dikkat etmesi gereken en önemli husustur.

Dizi sonunda görevi küçük Gabriel ve ailesine sosyal hizmeti ulaştırmak olan uzmanların ne meslek ne de ahlaki değerlerine uymayacak biçimde yaptıkları ihlaller bize Gabriel’in yalnız olmadığını hatırlatıyor. Yine aynı uzman ve yetkililerin ifade vermekten kaçınması aslında küçük Gabriel’in Kaf dağının sadece görünen kısmı olduğunu işaret ediyor. Nitekim Gabriel Fernandez dosyasının kapanmasından kısa bir süre sonra yaşanan, küçük bir çocuğun işkenceye maruz kalarak öldürülmesi olayının ve ihmallerinin benzerliği bize bunu açıkça gösteriyor. Şikayetler üzerine görev verilen sosyal hizmet uzmanının raporuna sadece ailenin beyanını katması, Gabriel’i görmek için ısrar etmeyişi ve  şikâyet edenlerle görüşmemesi açık bir biçimde ihmalkarlıktır. Uzman görevini layıkıyla yerine getirmiş olsaydı bugün Gabriel hayatta olabilirdi.

‘’Bir değişim yaratabilme şansın varken yaşananlara sırtını dönmek asıl kötülüktür.’’

Bu noktada söylenebilecek en doğru sözün bu söz olduğunu düşünüyorum. Sosyal hizmet uzmanları iyilik meleği değildir ancak müracaatçının iyilik halini geliştirecek olan ve bunu mesleki sorumluluğunun yanında dünya görüşüne uyarlaması gereken kişilerdir. Müracaatçıyı güçlendirmek için atılan her adım, farklı bir dünyanın kapılarını açmada destekçi olmaktır. Yine değinmek istediğim asıl konu olan farklılıklara saygı sosyal hizmet mesleğinin temel yapı taşlarından birini oluşturur ve uzmanın mesleki değer dışında hayat felsefesine uyarlaması gereken bir kazanımdır.

Son olarak Herakleitos ’un şu anlamlı sözü ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

‘’Karşıtlar yararlıdır, en iyi uyum farklılıklardan çıkar’’

DÜNYA MAVİDİR TIPKI PORTAKALLAR GİBİ’ için 3 yanıt

Add yours

  1. Böylesine etkileyici bir hikayeyi sizin bakış açınızdan okumaktan oldukça keyif aldım. Yazılarınızın devamını merakla bekliyorum. Ellerinize sağlık, başarılar.

    Liked by 1 kişi

  2. “Müracaatçıyı güçlendirmek için atılan her adım, farklı bir dünyanın kapılarını açmada destekçi olmaktır.” Çok güzel bir cümle, çok güzel bir yazı… Eline sağlık Mahsum. Devamını bekliyorum.

    Liked by 1 kişi

  3. Keyifle okuduğum bir yazı oldu. Bir yandan belgesel gözümde canlandı bir yandan ciddi anlamda eleştirel bir bakış açısıyla izleyebildim. Emeğine sağlık!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: